Kedi
Soğuk kış günlerinde bir soba önüne teklifsizce yatarak mışıl mışıl uyuyan bir kedi, sakin mırıltılarıyla insan gönlüne rahatlık verir. Yalnızlığınızı, onun varlığı, çekingen miyavlaması, yalvaran sürünüşleriyle unutuverirsiniz. Nankör ve vefasız olarak tanınsa da (ki değil!) o, dostlarınız arasında yine de bir dostunuz, hem de dilsiz olduğu için zararsız, düşünemediği için de tehlikesiz bir dostunuzdur! Tavuklar kadar yararlı, köpekler kadar vefalı olmasalar da, yumuşacık tüyleri, sevimli yüzleri, yumuk yapıları ve türlü oyunlarıyla evlerimize sokulan kediler, yuvalarımızın en doyulmaz eğlencesi, süsü, zevki olmuşlardır.
Bazı kimseler, tüylerini döktükleri, pek nadir olarak ortalığı kirlettiklerini ileri sürerek, eve kedi sokmaktan çekinirler. Oysa iyi ve düzenli bakım, fırçalama ve tarama kedilerde kılların şuraya buraya dökülmesini geniş ölçüde azaltır. Küçük yaşlarındayken iyi terbiye edilen kediler de, kendilerine gösterilen yerlerden başka tarafları kirletmeyecek kadar ince ruhlu, nazik ve zarif tabiatlı olurlar. Bazı kimseler, tüylerini döktükleri, pek nadir olarak ortalığı kirlettiklerini ileri sürerek, eve kedi sokmaktan çekinirler. Oysa iyi ve düzenli bakım, fırçalama ve tarama kedilerde kılların şuraya buraya dökülmesini geniş ölçüde azaltır. Küçük yaşlarındayken iyi terbiye edilen kediler de, kendilerine gösterilen yerlerden başka tarafları kirletmeyecek kadar ince ruhlu, nazik ve zarif tabiatlı olurlar.
Kedide, öbür evcil hayvanlarda görülmeyen bir güzellik ve gösterişsiz bir güç vardır. Ev kedisi bağımsızlığa düşkünlüğü ve kayıtsız davranışlarıyla, kediseverleri kendilerine hayran bırakır. Bütün kediler tek bir türden gelir; bununla birlikte, bu türün içinde birçok ırk vardır. Genel olarak kediler iki büyük öbeğe ayrılır; uzun tüylü kediler ve kısa tüylü kediler. Genel ayırıcı nitelikleri ve gövde yapısı Kedinin ayırıcı niteliklerinden belki de en belirgini, binlerce yıldan bu yana evcilleştirilmiş olmasına karşın, bağımsızlığını korumayı başarmış olmasıdır. Kedilerin kendine özgü bir dili vardır. Bir kedi mırıldandığı zaman, mutlu demektir. Kediler yalnızca insanlara miyavlar, başka kedilere miyavlamazlar. Ayrıca tükürür, tıslar, homurdanır, bağırırlar ve bunu hem insanlara, hem başka kedilere hem de düşmana karşı yaparlar. Yüzleri son derece anlamlıdır; öfke, acı, korku ve mutluluk duygularını belirtebilir. Öne doğru dikilmiş kulaklar öfkenin belirtisidir. Evcil ve yabanıl kediler arasındaki benzerlikler, dış görünüşten öteye gider: Tümü aynı biçimde, tabanlarına değil de parmak uçlarına basarak yürürler; çok hızlı gidebilirler; aşağı yukarı tümü çok iyi tırmanır ve atlar. Kedilerin yüzleri son derece anlamlıdır; öfke, acı, korku ve mutluluk duygularını belirtebilir. Kedi, çok ihtiyatlı bir hayvandır; ama tehlikeyle karşı karşıya geldiğinde kaçmaz; olduğu yerde kalarak, daha büyük görünmek için sırtını kamburlaştırır, dikilir, bir anlamda kafa tutar. Kedinin gövdesi son derece esnek, zarif, çabuktur ve peşine düştüğü avı avlamakta son derece etkilidir. En güçlü kaslar sırtta, arka bacaklarda, boyunda ve omuzlarda bulunur. Belkemiğinin omurları birbirine bağlayan bağlarla değil, kaslarla bağlı olduğundan, hayvana büyük esneklik kazandırır. Göğüs kemiği uzamıştır ve omuz ekleminin çok esnek olması, ön ayakların her yöne rahatça hareket etmesini sağlar. Bütün bu özellikler sayesinde kedi, çok çevik bir hayvandır. Tırnaklar Kedinin tırnakları kıvrık ve çok sivri, avını yakalamaya çok elverişlidir: İçeri çekilebilen tırnakları, normal olarak gizlidir ve ancak gerek duyulduğunda dışarı çıkarılır. Kedi, genel olarak, tırnakları içeri çekili ve çok sessiz yürüdüğü için, kurbanını gafil avlar. Kediler, ara sıra tırnaklarını sert yüzeylere sürterek, aşınan dış tabakları yenilerler. Genellikle ön ayaklarında beşer, arka ayaklarında dörder parmak vardır; ancak, altı ya da yedi parmaklı kedilerde görülmüştür. (Bu, kalıtımsal bir bozukluktur.)
Dişler ve dil Kediler, yaşam boyu iki kez diş çıkarırlar: Yirmi süt diş, yaklaşık altı aylıkken dökülüp, yerine otuz sürekli diş çıkar. Köpek dişleri çok uzun ve keskin olduğu için, kedi, kurbanına bunları saplayıp, onu öldürebilir. Kedinin dili, uzun, yassı ve pürtüklüdür. Böylece, bir kemiğin üstündeki etlerin tümünü yalayıp temizleyebilir. Dilini, beden temizliğinde de kullanır. Tüyler Kedinin gövdesinde tüysüz yerler yalnızca burun, ayağın alt kesimi anüs ve memelerdir. Tüyler mevsimliktir ve her ilkbaharda yenilenir. Kaşlarının üstünde ve yüzünün iki yanında, sert kıllardan oluşan sakalları vardır. Bunlar, dokunmaya karşı çok duyarlı oldukları için, kedinin yüzünü korumakta yararlı olurlar. Görme Görme duyuları, en gelişmiş duyularıdır: Kediler, özgür yaşamlarında, daha çok geceleri avlanırlar; gözleri ağ tabakasının arkasında bulunan ve "tapetum" denilen bir yansıtıcı tabaka aracılığıyla, ağ tabakadan geçen ışık miktarını artırabilme yeteneğini taşır. Kedi, duran şeylere oranla, hareket halindeki şeyleri daha iyi görebilir. Özellikle uzaklık kestirmede çok ustadır ve bu yeti, yiyeceğini avlanma yoluyla sağlayan her hayvan için çok önemlidir. Kedilerin göz rengi değişik olabilir; öte yandan, kedilerin renk körü olduğu, yalnızca kurşuninin çeşitli tonlarını seçebildiği sanılır. Duyma Kedinin işitme duyusu çok keskindir. İnsan kulağının duyabildiğinden çok daha yüksek frekanstaki sesleri rahatça işitir. Dış kulağın biçimi ve dik durması, hareketli olması, hayvanın her sesi yakalamasına olanak verir. Dişi kedi yavruları, beş aylıkken çiftleşebilirler. Kedilerin, köpekler gibi sınırlı çiftleşme evrimleri yoktur; ilkbahar ve yaz süresince, her birkaç haftada bir kızışabilirler. Her kızışma dönemi, birkaç gün ile üç hafta arası sürer. Bir dişi, çiftleşmediyse, hemen yeniden kızışabilir ve bunu erkeklere bağırarak bildirir. Bir gebelik dönemi sonunda doğan yavruların her birinin babası başka olabilir; çünkü dişi, kızışma dönemi sırasında birkaç kez gebe kalabilir. Ortalama gebelik süresi, 58-62 gündür. Bu süre sonunda genellikle 4-5 yavru doğar. Siyam kedilerinin 8-9 yavrusu olabilir. Habeş kedilerininse genellikle yalnızca 1 ya da 2 yavrusu olur. Her yavru ayrı bir eten içinde doğar. Anne bu eteni diliyle yırtar ve yer; böylece hem yavruyu temizlemiş olur, hem de sütün memelerine gelmesini çabuklaştırır. Gözleri on gün kadar kapalı kalan kedi yavrularına bir-iki günlükken dokunulmamalıdır. Ayrıca, siyam kedileri dışında, erişkin erkek kediler yeni doğmuş yavrulardan uzak tutulmalıdır; çünkü yavrulara zarar verebilirler. Anne kedi yavrularını iki ay kadar emzirir.
Hassas Konu: Tuvalet

Kediler, son derece temiz hayvanlardır. Bu temizlik ruhu onlarda doğuştan var olduğu için tuvalet eğitimi vermek sandığınızdan da kolaydır.
Bilimsel olmamakla birlikte tuvalet konusunda kediler 3′e ayrılır. İlk grup, tuvalet kabı ile tuvalet klosetini birbirine karıştırmayanlardır. Bu kediler, Kekik gibi, banyo ile hiç ilgilenmezler.
Merak etmezler, burunlarını sokmazlar, hatta banyonun kapısından içeri bile girmezler. İkinci gruptakiler, tuvalet kaplarının yanı sıra banyoyu da bir nebze olsun kullanmaya çalışan gruptur. Bu kediler, suyu severler, su sesini duyunca hemen kaynağını bulmaya çalışırlar. Hatta bir kaç kez klosetin içine düşme tehlikesi yaşamışlardır. Son grup ise, tuvalet konusundaki en ilginç kedi grubudur çünkü kendilerini insan sanırlar ve işlerini bizim gibi hallederler. Küçük çocuklara bile bu alışkanlığı kazandırmak bu kadar enerji alırken, kedilere nasıl öğretildiği hala bir soru işaretidir.
Benim kedilerimden hiç biri son gruba dahil olmadı. Marsık Hanım, tipik bir ikinci grup kedisi olarak, ne zaman bir su sesi duysa hemen soluğu kuvetin içinde alır. El yıkarken, musluğun başında belirir, suya pati atarak müdahele edemeyince bize etmeye çalışır. Özellikle yaz sıcağında bunaldığında ıslak ve serin lavobonun içine kurulur. Bir de kuyruğuna doğru tıp tıp su damlıyorsa, değmeyin keyfine. Kıvrıldığı yerden hem oyun oynar hem de serinler. Kekik ise, yanlışlıkla bile olsa banyoya girmez.

Kediler, içgüdüsel olarak yaptıklarını örtmek, kapamakson derece temiz hayvanlardır. Bu temizlik onlarda doğuştan var olduğu için tuvalet eğitimi vermek sandığınızdan da kolaydır. Zaten çoğunlukla anne kedi bu görevi üstlenir. Ancak bazen kediler, tuvalet kapları yerine ortalığa yapmayı tercih ederler. Bu, onların size bir şey anlatmaya çalıştıklarının açık bir işaretidir. Bu gibi durumlarda kediyi cezalandırmak yerine niçin bu hareketi yapmış olabileceğini tahmin edin:
- Tuvalet kabı, kedinin mahremiyetini zedelememek için evin fazla işlek olmayan sessiz bir köşesinde olmalı ki kediniz rahatça işini görebilsin,
- Tuvalet kabı, yiyecek kabının yanında olmamalı,
- Tuvalet kabı, kenarları fazla yüksek olmayan (kedinin girişini çıkışını zorlamayan) ama yaptıklarını gömecek derinlikte plastik bir kap olmalıdır. Sizin için plastiğin temizlenmesi de kolay olur.
- Tuvalet kumu temiz ve kuru olmalı.
Bu şartları sağlamış olmanıza rağmen tuvalet alışkanlığını değiştiriyorsa, aklınıza ilk gelmesi gereken şey, kedinizin hasta olup olmadığıdır. Eğer üriner sistemiyle ilgili bir sağlık sorunu varsa, kediniz, hastalık acı verdiğinden tuvaletini yapmak istemeyecek ve uzun süre tutacak ancak, arada bir kaçıracaktır. Bu nedenle, etrafa pisleten kedinin alışkanlık değiştirip değiştirmediğini test etmeden önce hemen bir veteriner hekime başvurmanız en sağlıklısı olacaktır.

- Yavru kediler, sabah uyandıklarında ve yemekten sonra tuvalete çıkarlar. Kediniz, evin içinde tuvalet kabını bulamıyorsa, tuvalet kabının içine koyup patileriyle kumu eşelemesini sağlarsanız, tuvaletini buraya yapmayı öğrenir. Kesin olan bir şey var ki; bilinenin aksine kedinin burnunu pislediklerine doğru sürtmek ve onu bu kokuyla onu cezalandırmak hiçbir işe yaramaz. Bu, sadece kedinize sonraki seferlerde yaptığını daha iyi bir yere saklaması için cesaret verir. Kediniz, tuvalet kabını biliyor ama yine de salondaki kilimleri pisletmeyi seçiyorsa bunu şımarıklık olarak almayın. Sizin dikkatinizi çekmeye çalışıyordur. Kokudan burnunuzun direği kırılsa bile kedinizi sakın cezalandırmayın.
- Kabın çok ortalık bir yerde durması onu rahatsız etmiş olabilir. Bazı utangaç kediler, tuvaletlerini yapmak için daha kuytu yerler arayabilirler, koltuk altları, dolap arkaları gibi..
- Kabı pis olabilir, temizlenmesini istiyordur.
- Kabın kenarlarını tırmanamayacak kadar yüksek olabilir,

- Tuvalet yolunda engeller olabilir, köpek gibi.
- Alıştığı kumun değişmesi rahatını kaçırmış olabilir.
- Eğer kediniz tuvalet kabının yerini benimseyememiş ve kabı bulamıyorsa onu cezalandırmak yerine kabın durduğu yeri iyice temizleyerek amonyakla silin. Koku tanıdık gelecektir. Kediniz devamlı ‘o’ yeri seçiyorsa, oranın cazibesini azaltın. Aliminyum folyo yayın, sirkeyle silin ya da tuvalet ve yemeğin içiçe olmasından hoşlanmayacakları için yemek kabını o alana götürün. Bu kanıtlanmış tekniklerin en iyi sonuç verenidir. Tuvalet için kum kullanıyorsanız, kediniz tuvaletini yapar yapmaz kumu temizlemeniz gerekir. Pis tuvalete girmemek için kediniz kendini saatlerce tutar, ki bu tehlikeldir. Ayrıca haftada bir de kum kabının boşaltılarak dezenfekte edilmesi gerekir.
- Tüm bu olasılıkların yanı sıra, kedinizin var olan tuvalet alışkanlığını değiştirmesinin başka nedenleri de olabilir. Kedinizin rahatını kaçıracak yeni bir durumun oluşması, taşınma gibi ya da aileye yeni birinin katılması, bir bebek, yeni bir kedi, bir köpek gibi. Kediniz, pabucunun dama atılacağından endişe ederek tepkisini bu şekilde gösterebilir. Özellikle yeni gelen misafir, kedinize ait tuvalet kabını kullanan bir patavatsızsa, kediniz tabi ki buna tepki göstermekte haklıdır. Böyle bir karmaşıklığa fırsat vermemek için genelde kedi başına bir tuvalet kabı düşer. Ancak bazı durumlarda evde egemen olan kedinin her tuvalet kabına kendi kokusunu bıraktığına da rastlanmıştır. Hatta insanlarınkine bile…
Kedi dili
Kedi dili sevgi, ilgi ve gözlemle oluşur, keşfedilir. İşin ilginç yanı, kediler aynı evde yaşadıkları aile üyelerine de farklı davranışlar gösterirler. Evin sahibinin kim olduğunu merak ediyorsanız, evin kedisini izleyebilirisiniz. Kimin söylediklerini daha ciddiye alıyorsa evin sahibi büyük bir ihtimalle o kişidir. Kediler bedenlerinin 5 değişik bölgesi aracılığıyla konuşurlar ; "kuyruk hareketleri", "kulak hareketleri", "bıyık hareketleri", "pati hareketleri", "tüy hareketleri" ve "vücut hareketleri".
Bundan yaklaşık 50 yıl önce Amerikalı psikolog Mildred Moelke kedilerin 16 değişik ses çıkardığını keşfetti ve bu seslerin aslında üç grup altında toplandığını belirledi ;
1. Grup Sesler :
Ağız kapalı iken çıkarılan hafif yükseklikteki sesler (mırıldanmalar)
2. Grup Sesler :
Ağız açıkken başlayıp kapanma ile sona eren orta yükseklikteki sesler
3. Grup Sesler :
Ağız açıkken çıkarılan yüksek tonlu sesler
1. grup seslerden 3. grup seslere geçiş, mutluluktan mutsuzluğa ya da istenmeyen bir duruma geçiş anlamındadır. Kediler, sesleri ve hareketlerini birleştirerek size sayısız cümleler kurarlar. İşte bunlardan bazıları ;
Size karnını gösteriyorsa;
Kesinlikle kendini tam bir güven içinde hissetmektedir. Size ve ortama olan güveni sonsuzdur. Keyfi yerindedir.
"Sana güveniyorum."
Fare yürüyüşüne geçmişse ;
Ortamda tekin olmayan bir şeyler vardır. Korku söz konusudur. Güvenli bir ortamda değildir.
"Ters giden bir şeyler var."
Karanlık yerlere çekiliyorsa;
Keyfi yerinde değildir. Kuvvetle ihtimal önemli bir hastalık söz konusudur. Yorgun ve mutsuzdur. Mutlaka gözetim altında tutulmalı, gerekirse veterinere götürülmelidir.
"Kimseyi görmek istemiyorum."
Ayağı ile yemeğini kapatmaya çalışıyorsa ;
Yediği yemek hoşuna gitmiştir. Bir parçayı da ilerisi için saklamak ister.
"Biraz da yarına kalsın."
Pencereden dışarı bakıp uzun uzun miyavlıyorsa ;
Yalnızlık canına tak etmiştir. Oyun oynamak, sosyalleşmek, arkadaş edinmek istiyordur.
"Ah ah çok yalnızım, çoook."
Kulaklarını geriye çekmişse ;
Korkmuş ya da kızmıştır. İstenmeyen bir şeyi yaptığının farkına varmıştır ya da bir düşman ile karşı karşıyadır. Gelecek tehlikeyi keşfetmeye çalışıyordur.
"Kahretsin ne'olacak şimdi?"
Yere yüzünü yaklaştırıp öksürüyorsa ;
Muhtemelen yuttuğu kedi tüyleri topak olmuş ve nefes almasını zorlaştırıyordur.
"Ah içim dışım tüy oldu."
Kuyruğunu bacaklarının arasına almışsa ;
Tehlikeli bir durum ile karşı karşıyadır. Korkuyordur. Acilen güvenli bir yer aramaktadır.
"İmdat tehlikedeyim. Yok mu beni kurtaracak biri?"
Aniden kakasını yaparsa ;
Çok korkmuştur. Kakasını kaçıracak kadar çok korkmuştur. İleride kakasını bıraktığı bu yerin anısını yine kakasının kokusunu alarak hatırlayacaktır.
"Vay başıma gelenler."
Hızlı hızlı kuyruğunu sallıyorsa ;
Yatmış iken kuyruğunu sallıyorsa kızgınlık anlamındadır. Oturmuş bir şekilde iken sallıyorsa sinirlerini bozan bir durumla karşı karşıyadır. Saldırı öncesinde uyarıda bulunmaktadır.
"Birazdan canına okuyacağım."
Kuyruğunu bacağınıza sarıyorsa ;
Mutludur ve sizi görmüş olmaktan memnunluk duymaktadır.
"Hoşgeldin. Günün nasıl geçti?"
Yemek yemiyorsa ;
Hastalık belirtisidir. Veterinere götürülmelidir.
"Hiç canım çekmiyor."
Burnu kurumuşsa ;
Hastalık ya da ateş belirtisidir. Veterinere götürülmelidir.
"Ateşimi ölçer misin?"
Tüyleri diken diken olmuşsa ;
Kızgındır ve saldırıya geçmek için bedeni tam hazırlık halindedir. Kırmızı alarma geçmiştir. Olacakları kimse kestiremez.
"Eee yeter artık."
Gözlerini hafif hafif kapatıyorsa ;
Size selam veriyordur. Muhtemelen yatmış vaziyettedir. Sakin ve keyiflidir veya biraz yorgun ve keyifisizdir ama sizinle olmaktan mutluluk duymaktadır. İç çekmeye benzer bir ruh hali içindedir.
"Merhaba. Yine biz bize kaldık, değil mi."
Ağzında bir şey tutarak size gelmişse ;
Başarılı bir av dönüşündedir ve avını size hediye etmek istemektedir. Başarısı için övgü beklemektedir.
"Bak sana ne aldım?"
Uyurken bıyıklarını ve ağzını hareket ettiriyorsa ;
Rüya görüyordur. Tatlı bir kedinin peşinde ya da çimlerde kelebek kovalamaktadır.
"Ahh ne güzel. Şimdi seni yakaladım."
Tuvaletini yaparken miyavlıyorsa ;
Canı yanıyordur. Kabız olabilir ya da barsak kurtları ile başı derttedir. Veterinerin görmesi gerekir.
"Ahh canım yanıyor."
Tostoparlak olarak duruyorsa ;
Bir şeyler bekliyordur (muhtemelen yiyecek) ve beklemekten yorulmuştur.
"Öff. Daha ne kadar beni bekleteceksin?"
Oyun oynarken elinizi ısırıyorsa ;
Dişleri kaşınıyordur. Ya da dişleri için egzersiz yapması gerekmektedir. Kedi oyuncağı istemektedir.
"Dişlerimi fırçalıyorum."
Halının üzerine patilerini açarak yan yatmışsa ;
Sevilmek istiyordur. Keyfi yerindedir ve ilgi odağı olmayı beklemektedir.
"Hadi bakalım gel ve beni ne kadar sevdiğini göster."
Bir başka kedi ile burun buruna tokalaşıyorsa ;
Tanışma safhasındadır. Muhtemelen dost olma eğilimindedir.
"Merhaba, tanıştığımıza memnun oldum."
Saksı çiçeklerine göz açtırmıyorsa ;
Kedi otuna ihtiyaç duymaktadır. Tüy topaklarını çıkarmak ve ihtiyaç duyduğu vitaminler için sebze yeme zamanı gelmiştir.
"Beni de vejeteryan yaptınız ya helal olsun size."
Tuvaleti yerine başka yerlere tuvaletini yapıyorsa ;
Tuvaleti ya kirlidir ya da tuvaletinin yerini beğenmemiştir.
"Sana tuvaletimi temizlemen gerektiğini söylemiştim."
Mobilyaların kenarına kafasını sürtüyorsa ;
Keyfi yerindedir. Evi ve kafasını sürdüğü mobilyaları sahiplenmiştir. Hatta biraz sevilmeye de hazırdır.
"Evim evim güzel evim."
Evinizin çeşitli yerlerine sidik bırakıyorsa ;
Egemenlik alanını belirlemektedir. Muhtemelen egemenlik haklarını ihlal edebilecek rakipler söz konusudur.
"Herkesin haberi olsun, burası yalnızca bana aittir."
Dişi kediniz poposunu yukarı kaldırıyorsa ;
Çiftleşmek istiyordur.
"Şimdi aşk zamanıdır."
Gözlerini dikip bir şeyleri izliyorsa ;
Bilgi topluyordur. Durumu çözümleyerek bir sonraki aksiyonu için veri derlemektedir.
"Hımmm çok ilginç."
Kedilerde Agresif Davranışlar
Kediler avlanma içgüdüsüyle doğarlar ama nasıl avlanacaklarını annelerinden öğrenirler.
Hızlı refleksleri, yırtıcı tırnakları ve keskin dişleri, avlarını yakalamak içindir, insanları parçalamak için değil. Kediniz yavruyken bir kaç yara bere almanız doğaldır ama büyüdüğünde kendisine bakan birine karşı bu tür davranışlarda bulunması akla soru işaretleri getirir. Yetişkin bir kedinin durup dururken agresif hareketlerde bulunması sağlıklı bir davranış değildir. Araştırmalar, yeterli egzersiz yapmayan kedilerde bu tür davranışların daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır. Agresif davranışları çözmek sanıldığı kadar zor değildir. Kedinizin sinirini size değil de başka şeylere kanalize etmesini sağlamakla başlayabilirsiniz. Bunun için ona çeşitli oyuncaklar alabilirsiniz. Ayrıca kedinize zaman ayırıp hergün birlikte oyunlar oynamayı da ihmal etmeyin.
Kediler bunu gerçekten seviyorlar. Eğer oynarken kediniz size saldırgan bir hareket olarak elinizi ısırıyorsa, ani hareketle elinizi çekmeyin. Kediler, genellikle ısırdıkları elleri dişlerinin arasında tutarlar. Siz elinizi hızla çekince kedinin size yapacağından daha çok yara alırsınız. Ayrıca ani hareket etmeniz kedinize sizin bu tarz oyunlardan hoşlandığınız anlamına gelebilir. Kediniz oyun sırasında agresif hareketlerde bulunuyorsa birkaç nedeni olabilir:
- onun kurallarına göre oynamıyorsunuzdur.
- kedinizin canını acıtıyorsunuzdur.
- kedinizi küçükken sokaktan aldıysanız, sizden önce birinin ona yaptığı kötülük onda agresifliğe neden olmuştur.
-kedinizi korkutuyorsunuzdur. Kedinizin avlanma içgüdüsünden ortaya çıkan bu davranışlarla kedinizin korkudan dolayı yaptığı benzeri davranışları ayırt etmeniz gerekir. Kediler korktukları zaman tırmalar, ısırır ve kişinin üzerine atlarlar. Bunun nedeni ani bir gürültü olabilir, tanımadığı bir kişinin veya başka bir hayvanın evde bulunması olabilir. Kediniz bu durumdayken onu kendi haline bırakmak en akıllıcası olur. Kendi mekanlarında yabancı gördüklerinde kediler zaten rahatsız olup bir yere saklanırlar. Ama bazıları da bu rahatsızlıklarını yabancı kişiye saldırmayla da gösterirler. Hayvan davranış uzmanları kedinizin değişik kişilerle bir arada olmasını kediniz küçükken onu alıştırmanız gerektiğini savunuyorlar. Kediniz 7-12 haftalıkken ona 4-5 değişik kişinin bakmasını, kucaklarına almasını sağlarsanız, büyüdüğünde yabancılara karşı daha sevecen olur. Kedinizin sosyal açıdan gelişebilmesi için bu çok önemlidir. Yetişkin kedinizde asosyal olmadan dolayı ortaya çıkan davranış sorunları var ise, bu dalda uzman kişilerle birlikte kedinizin bu davranışlarını düzeltebilirsiniz.
Çoğu ısırmalar ve tırmalamalar kedinizi anlamanız ve ona saygı duymanızla ortadan kaldırılabilinir. Örneğin, bazı kediler yemek yerken okşanmayı sevmezler; bunu öğrendiğinizde kedinizi yemek yerken rahat bırakmanız tırmalanmanızı ortadan kaldıracaktır.
Kedinizin Davranışına Yardımcı Olun
Kedinizin Davranışına Yardımcı Olun
"Kedinizin davranışlarını geliştirmekte birkaç altın kuralı öğrenmeyi ister misiniz?"
Kediler Kuzey Amerika ve Avrupa’da önceleri asosyal hayvanlar olarak tanımlanmış ancak şu anda en popüler hayvanlar olmuşlardır. Buna rağmen köpeklerden farklı olarak etkileşime ve özellikle de sizin sevgi ve ilginize ihtiyaç duyarlar. Evinize yeni bir yavru veya yetişkin kedi alınca öncelikle sadece evin içinde mi tutacaksınız yoksa dışarı çıkmasına da izin verecek misiniz, bunlara karar verin. İkisinin de avantajları ve dezavantajları vardır. Serbest gezinmeleri hastalık kapma olasılıklarını artırır ve daha kısa ömürlü olmalarına neden olabilir çünkü; araba çarpabilir, diğer hayvanların saldırısına uğrayabilirler; pire, kene ve kulak uyuzu gibi iç ve dış parazitlere maruz kalabilirler. Aksine eğer dışarı çıkmak gibi bir maceraya atılmayacaksa, ona fiziksel ve zihinsel egzersizleri yeterince sağlayabilmelisiniz. Bunlar sizinle olan etkileşimi, bedensel aktivite, serbestçe tırmalayabileceği bir alan ve temiz bir tuvalet olmalıdır. Hangi seçimi yaparsanız yapın kedinizin davranışlarını direkt olarak etkileyen birkaç noktaya dikkat ederseniz ev düzeniniz ve kedi sevginiz arasında bir uyum oluşturabilirsiniz.
Oyun Zamanları Kedinizi Mutlu ve Sağlıklı Tutmanıza Yardımcı Olur
Kedinizin ilginç ve uğraştırıcı oyunlar oynayabileceği, bu çeşit içgüdülerini tatmin edebileceği, yüksek aktivite gösterebilme fırsatının olduğundan emin olun. Zıplayan veya uçan oyuncaklar bulun "bu çeşit bir sürü oyuncak mevcut"ki kovalasın, avlasın ve yakalayabilsin. Bazı kediler ışık noktacıklarını kovalamayı severler, bunlar fener, lazer pointer veya aynalarla sağlanabilir. Ayrıca alüminyum folyoyu top haline getirip, uzun bir ipe bağlayıp bunu da belinize veya kemerinize bağlayabilirsiniz. Böylece siz hareket ettikçe kediniz topu yakalamaya çalışırken çok iyi vakit geçirecektir. Yalnız ipi yeterince uzun bırakın ki kediniz yanlışlıkla bacağınızı yakalamasın! Kedinizle "özellikle de sık sık evde tek başına kalıyorsa" en az günde 15 dakika, sizinle etkileşimde olabileceği oyun seansları düzenlemelisiniz.
Serbestçe Tırmalayabileceği Bir Alanı Olsun
Tırmalama içgüdüsü kedilerde doğal olarak bulunur. Bu içgüdü kediler beş haftalıkken başlar. Tırmalamak kimyasal ve davranışsal mesajların dışında diğer kedi ve hayvanlara mesaj bırakmalarına yarar. Her ne kadar onun için tamamıyla normal bir davranış olsa da kilimlerinizi ve mobilyalarınızı tırmalamaya başlaması sizin için büyük bir problem haline gelebilir. Eğer böyle yaparsa, tırmaladığı objeyi kaplayabilir veya kaldırabilirsiniz. Bu işlemleri yapmak her zaman uygun olmayabileceği için en kolay çözüm olarak onun tırmalamaktan hoşlanabileceği bir yer ayarlayın.
● Ticari olarak satın alabileceğiniz bütün tırmalama tahtaları, bütün kediler için çekici olmayabilir.
● Yüzeyleri halatla, mukavva ile kaplanmış, tahta kaplanmış veya tamamı ahşap olan tırmalama tahtalarını bazı kediler tercih edebilirler.
● Bazı kedi sahipleri de kendi tırmalama tahtalarını kendileri yapmayı tercih eder. Yumuşak bir kütüğe veya üç tane kütük birleştirilerek ve altlarına kare bir tahta çakılarak etrafına halat dolanarak böyle bir tırmalama oyuncağı elde edilebilir.
● Tırmalama tahtaları yaparken veya satın alırken dikkat edeceğiniz en önemeli nokta, kediniz arka ayakları üzerinde ayağa kalktığında tırmalama tahtası kedinizin boyundan daha yüksek olmalı ve devrilmemesi için sağlam yapılmalıdır. Tabanı kedinizin sevebileceği bir madde ile kaplanmalıdır.
● Duvara sağlamca tutturabileceğiniz dikdörtgen bir tahtanın etrafını da aynı şekilde kaplayıp tırmala tahtası oluşturabilirsiniz.
● Nasıl bir tahta olursa olsun, kediniz kullandığı sürece tahtanızı değiştirmeyin. Tahtanız ne kadar tırmalanmış ve eskimişse kediniz onu o kadar çok sevecek ve mobilyalarınız yerine onu kullanacaktır.
Kediler de Temiz Tuvalet İster
Kediler zor beğenen hayvanlardır. Bu nedenle ona temiz ve kolay kabul edebileceği bir tuvalet kabı hazırlarsanız evdeki tuvalet sorunu en aza inecektir. Kediler genellikle kokusuz, yumuşak, iyi kumları tercih ederler. Bazı kediler bir tuvalet kabına idrarını, diğerine ise sadece dışkısını yapmayı tercih ederler, buna göre ideal tuvalet sayısı evdeki her kedi için bir tuvalet kabından bir fazlası olmalıdır. Örneğin iki kedili bir evde farklı katlara veya farklı odalara yerleştirilmiş üç tuvalet kabı olması idealdir. Tuvalet kapların ocak veya çamaşır makinesi gibi gürültülü aletlerin yanına koymayın, kediler gürültüyü sevmezler. Kumlarındaki dışkıyı ve eğer topaklanan bir kum kullanıyorsanız idrarı her gün bir kürekle alın. Tuvalet kaplarını eğer topaklanmayan kum kullanıyorsanız haftada bir, topaklanan çeşitlerini kullanıyorsanız ayda bir bulaşık deterjanı ile yıkayın. Kedinizin tuvalet kabını kullanmamasının birçok sebebi olabilir. Eğer böyle bir durumu fark ederseniz uygun bir tedavi için en kısa zamanda Veteriner Hekiminize danışın.
Kedilerin İdrarları İle İşaret Bırakmaları
İdrarını fışkırtarak işaret bırakma alışkanlığı kısırlaştırılmamış dişi ve erkek kedilerde normal bir davranıştır. Hatta bazen kısırlaştırılmış dişi ve erkeklerde de rastlanabilir. Genel olarak yetişkin erkek kedilerin %10’u, dişilerinse %5’i düzenli olarak işaret bırakırlar. Bu çeşit işaret bırakma evde veya sokakta yaşayan kedilerde görülür ve kedilerin ortamlarındaki değişikler (örneğin diğer kedilerin varlığı, eve yeni bir bebek veya hayvanın gelmesi veya evde yalnız kalma süresinin artması gibi) nedeniyle, korku düzeyinin artmasıyla ilişkili olabilir. Aynı zamanda idrar ile işaret bırakma kedinizin kendi korkularıyla baş etme yöntemi de olabilir. Tedavisi mümkündür, Veteriner Hekiminize danışın.
Yavru Kediciler İçin Rehber
Soru 1 : Neden Kedi ?
Belki bu sorunun cevabını kediyi tanrı yapan eski mısır uygarlığında aramak gerekebilir.Daha önce kedi ile yaşamış ve kedisi olanların bu soruya cevapları tabi ki, kedi olacaktır. Gerçekte kediyi seçmemizin ve tercih etmemizin nedeni o kadar da gizemli değildir. Eğer kedi fobimiz (Ailurophobia) ve alerjimiz yoksa kedi, diğer ev hayvanları (kuş, balık,sürüngen vs.) ve en büyük rakibi köpeğe göre ideal bir ev hayvanıdır. Köpek dışındaki diğer ev hayvanları ile olabilecek ilişkimiz, göz zevkimiz dışında başka beklentilerimize cevap verecek boyutta olamayacaktır. Öncelikle bir ev hayvanından olan beklentinizin ne olduğunu bilmeniz gerekiyor. Her dediğinizi yapan her koşulda size bağımlı ve sadık, kısaca efendi köle ilişkisine benzer bir birliktelik bekliyorsanız tercihiniz kesinlikle kedi olmamalıdır. Gerçekte bir çok köpek ile sahibi arasında yukarıdaki tanımlamalara uyacak bir ilişki de yoktur. O zaman kedi mi köpek mi sorusuna cevap aramaya çalışalım. Bunu yaparken objektif olamayacağımızı da öncelikle belirtmekte fayda var.
Kedinin sadece kedi olmasından başka köpeğe göre en önemli avantajı temiz olmasıdır. Günümüz Dünya'sında kedilerin biz de dahil bir çok toplumdan daha temiz olduklarını söylersek pek abartmış olmayız. Kedilerin temizliği için, bizim yapmamız gereken hemen hiçbir şey yoktur. Sadece belli aralıklarla tüylerin fırçalanması gerekir ki, kısa tüylü olanların böyle bir zorunlulukları da yoktur. Yavru bir kedinin tuvalet eğitimi almasına da gerek yoktur. Bunu annesi hayatının ilk haftalarında ona verecek ve bu alışkanlık ömür boyu sürecektir. Ne kendini ne de çevresini temiz tutma gibi bir alışkanlıkları olmayan köpekler için böyle bir şey düşünülemez bile. Ev köpeklerinin sahiplerince düzenli yıkanması ve fırçalanması gerekir. Ayrıca bebekliklerinde başarı garantisi olmayan bir tuvalet eğitimi almak zorundadırlar. Eğitim alanlar günde en az iki kez dışarı çıkarılmalı, almayanların ise verebilecekleri rahatsızlığın boyutları tahminlerin çok ötesinde gerçekleşmektedir.
Kedi ile beraber yaşayanların kedilerini düzenli olarak dışarı çıkarmaları gerekmez. Gerekirse kendi çıkar ve kendi geri gelir. Evimiz ne kadar küçük olursa olsun kedimize yetecektir. Kediler hep küçük olsun benim olsun diye düşünürler ve macerayı asla sevmezler. Kendi sahip oldukları güvenli ortamda tüm yaşamsal ihtiyaçlarını karşılarlar. Köpekler için bu durum olanaksızdır. Çünkü onlar hem tuvalet ihtiyaçları hem de egzersiz için dışarı bir refakatçi ile çıkarılmaları gerekmektedir. Yurt dışında sırf bu iş için köpek sahiplerine hizmet veren ticari kuruluşlar bulunmaktadır. Ülkemizde ise bu hizmeti bina görevlileri vermektedir.
Apartmanda köpek bakanların yaşadıkları ve mahkemelere konu olan en önemli problem havlamadır. Bir çok köpek evde yalnız kaldıklarında ve sıkıldıklarında en iyimser şekilde sadece havlar. Bir de sıkıntıdan eve verilebilecek zararlar düşünülürse bunun sonuçları tahammül sınırlarını aşacak düzeydedir. Kedisi miyavladığı için mahkemelik olmuş veya şikayet edilen kedici yok gibidir. Ancak kısırlaştırılmamış dişi kediler kızgınlık gösterdikleri süreçte rahatsız edici sesler çıkarabilir. Bu da operasyondan sonra bir daha görülmez. Evde yalnız kalma, çoğu kedi için sorun edilecek bir durum değildir.
Kedilerin bakım giderleri köpeklere göre çok daha az olmaktadır. Bu daha ilk alındıkları yerden başlar ve hayatının sonuna kadar devam eder. Birkaç bin doları bulan eğitim masrafı kediler için söz konusu değildir. Yıkanmadıkları ve traş gereksinimi olmadığından kuaför masrafı da olmaz. Büyük ırk bir köpeğin bir günde tükettiği mamayı ancak bir ayda tüketebilir. Çoğunlukla sokağa da çıkmadıklarından veteriner giderleri daha az olmaktadır.
Son olarak bilinenin aksine kediler köpeklere göre çok daha az saldırgandır. Küçük tırmalamalar dışında (o da sahiplerine) kediler kimseye ciddi zarar vermezken, köpeklerle ilgili bir vahşete varan boyutlarda olaylar sık sık basına yansımaktadır.
Soru 2 : Nasıl Kedi ?

Kedi bakıcısı olmaya ikna oldunuz. Daha sonra anlatacağımız gibi bir kedi sizi sahiplenmez ise cevaplanması gereken bir soru daha var, nasıl bir kedi alacaksınız? Yavru mu yetişkin mi, erkek mi dişi mi, ırk mı melez mi, uzun tüylü mü kısa tüylü mü?
Her şeyin olduğu gibi kedilerinde yavruları çok güzeldir. Ama güzel oldukları kadar da problemli olabilirler. Yavru kedi bir yetişkin kedinin evde ömür boyu verebileceği zararı birkaç ayda verebilir. Oyuncudurlar ve evin her yerinde (düz duvarlar dahil) hareket kabiliyetlerinin sınırlarını test ederler. Bir kedinin karakteri 1 yaşında önce anlaşılmaz. Öyle kediler vardır ki dünyayı beraber yaşadığı insanlara zehir etmeye gelmiştir. Bunu tecrübeli kedicilere (eski kedici) sorup test edebilirsiniz. Sizin eve alacağınız minik, sevimli afacan işte böyle bir kedi olabilir ve bunu önceden anlamanız çok zordur. Annesini uzun süre emmiş ve bebekliğinde insanlarla sosyalize olma imkanı bulmuş yavrularda risk az olmakla beraber tam tersi durumlarda melek gibi kedilerin olabileceği de tecrübe ile sabittir. Bu da her kedinin sahip olduğu karakter ile açıklanabilir. O zaman yetişkin kedi mi diye sorarsanız onun da bir takım olumsuz tarafları olacağını peşinen kabullenmeliyiz. Tamam, iyi huylu ancak onun da bebek halini hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Buna ek olarak iyi yada kötü daha önce edindiği davranış özelliklerine katlanmak zorunda kalacaksınız. Son olarak sizden ayrı geçen hayatın ilk yıllarında yaşadığı kötü şeylerin izi hep kalacaktır. Kedici olduktan sonra öğreneceğiniz gibi kediler kendilerine yapılan hiçbir şeyi unutmazlar.
Müstakbel kedimizin yaşını seçtikten sonra ikinci önemli adım ırk mı melez mi sorusunu cevaplamak olmalıdır. Irk kediler genetik olarak saf olduklarından sağlık problemleri ile daha çok karşılaşırlar ve bir çok kalıtsal hastalık sahibi olabilirler. Ülkemizde en çok rağbet gören İran Kedileri özellikle çok basık burunlu olanlar tamamen genetik deformasyon ürünüdür.Bu ırkta karar kılınmış ise almadan önce en azından burun yapısı dikkatle incelenmelidir. Sonra ki popüler ırk ise Siyam kedileridir. Bunlar da üriner sistem hastalıklarına karşı oldukça dayanıksızdır. Fakat İranlar sakinlikleri ile siyamlar da konuşkanlıkları ile bilinirler ve bu özellik de hemen hepsinde vardır. Ayrıca ne ebatlarda olacakları ve ne renk alacakları önceden doğru olarak tahmin edilebilir. Sokaktaki melezler için bu tür tahminler tesadüfe kalmıştır. Ama sokaktakiler her zaman daha sağlıklıdır. Ayrıca daha önceki sayımızda belirttiğimiz gibi evcil kedinin anavatanı olan Anadolu sokaklarında birbirinden güzel kediler vardır ( Ankara ve Van Kedileri dahil). Hatta bizim sokak kedisi dediğimiz kediler yurt dışında Maine Coon, Norwegian Forest Cat isimli saf kan ırk olarak tescil edilmektedirler( bkz. kedi ırkları). Sokak kedisinin tek tez avantajı sağlıksız olabileceğidir ki diğer yerlerden alacağınız kedinin de sokaktaki kadar olmasa da benzer riske sahip olacağını bilmelisiniz.
Dişi veya erkek kısırlaştırıldıktan sonra cinsiyetin önemi pek olmaz. Erkek kedilerin daha sosyal olduğu söylense bile dişi kedilerde çok sosyal olabilirler. Sosyallikte cinsiyet önemli bir rol oynamaz. Erkeklerle dişiler arasında büyüklük farkı da kedilerde çok bariz değildir. Birbirine çok yakın yapıda olan kediler aleminde çok iri dişiler olabileceği gibi minyon erkekler de olabilir.
Son olarak tüy yapısı tercihi tamamen kişisel beğeniye kalmıştır. Ancak uzun tüylü olan kedilerin daha çok bakıma ihtiyaçları olacağı kaçınılmaz bir gerçektir.
Soru 3 : Nereden bulacağım ?

Eğer bir kedi sizi sahiplenmedi ise mecburen siz bir veya birkaç kedi bulmalısınız. Başta söylediğimiz gibi bir çok kedicinin ilk kedisi sokakta tesadüfen karşısına çıkmıştır. Biz bunu tesadüf olarak düşünsek de çoğu kedi işini şansa bırakmaz ve bir yolunu bularak kapağı eve atar. Başınıza böyle bir olay gelmedi ve siz bir an önce kedici olmak istiyorsanız ilk adres eş dostun hamile kedisinin yavruları olmalıdır. Böyle bir imkan varsa inanın beklemeye değer ve asla pişman olmazsınız. Tabi ki yavru kedinin anne ve babasının sağlıklı ve iyi huylu olduklarını önceden test etmelisiniz. Çünkü insanda olduğu gibi bir çok iyi ve kötü özellik genlerle ebeveynlerden yavrulara aktarılmaktadır. İkinci seçenek pet shoplar. Genelde saf kan ırk tercih eden kedicilerin tercih ettikleri ve en çok kedi verilen mekanlar. Çok iyi şartlarda kedi satan evcil hayvan mağazaları olduğu gibi bunun tam tersi hasta,bakımsız, aşısız kedilerin satıldığı mikrop yuvası yerler de var. Bazı pet shoplardan ücretli veya ücretsiz sokak kedileri de alınabiliyor. Üçüncü seçenek kedi yetiştiricileri. Ancak ülkemizde şimdiye kadar ciddi manada kedi yetiştirip satan özel bir yer kurulamadı. Buna karşın tüm dünyada tanınan ve sevilen Ankara ve Van Kedilerinin yetiştirildiği ve belli ücret karşılığı halka verildiği iki resmi kurumumuz var. İlki Ankara Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi Kedi Evi, ikincisi ise Van 100.Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi. Özellikle A.O.Ç. Hayvanat Bahçesi Kedi Evine her yıl bir çok ülkeden onlarca Ankara Kedisi yetiştiricisi damızlık kedi almaya gelir. Dördüncü ve son kedi bulabileceğiniz mekan hayvan hastaneleri ve veteriner muayenehaneleridir. Buralardaki ilan panolarından ve bizzat kediler için ayrılmış özel yerlerden kedi sahiplenebilirsiniz.
Yaşlı Kediler ve Beslenme
Yaşlanma beraberinde bir çok sağlık problemini de getirir. Kireçlenme, iştah azalması, ağız kokusu, diş problemleri, kilo kaybı, kabızlık bunların başında gelir. Bir başka husus da yaşlı kedilerin su içmesinin azalmasıdır ki, her canlı gibi kediler için de su çok önemlidir. Su azalması (dehidrasyon) kediler için tehlikeli sağlık sorunlarına neden olabilir. Su azalması kürkünün de kalitesini etkiler.
(Veteriner hekimler genellikle kedilerde su azalmasını el ile muayene ederken ense bölümündeki deriyi elleri ile kıvırıp eski hale dönüş hızına bakarlar. Eğer su azalması söz konusu değil ise deri hızla eski halini alır. Eğer su azalması söz konusu ise deri buruşturulmuş halinden eski haline beş altı saniye içinde ağır ağır geçer.)
Öncelikle ağız ve diş problemleri de göz önüne alınarak yaşlı kedilere kuru mama yerine yaş mama ya da katı olmayan sulu yemekler verilmelidir. Yemek konusunda çok ama çok seçici olmaya başlarlar. "Evet bu marka mamayı ya da bu yemeği artık seviyor" dersiniz, iki gün sonra ondan da usandığını ve burnunu bile çevirmediğini fark edip bir çaresizlik içinde kalırsınız. Sıkça hoşlandıkları yemekler değişecektir. Buna alışmalısınız. Yanlış bir şey yaptığınız için değil yaşlandığı için bu seçicilik ortaya çıkmıştır. O yaşlılığı kabullenmiştir. Sizin de onun yaşlandığı gerçeğini kabul etmeniz gerekir.
İştahını ve sağlığını arttıracak canlandırıcı ilaç ve iğneler söz konusudur. Bunları veteriner hekiminizle konuşup değerlendirebilirsiniz. Ayrıca düzenli vitamin (özellikle kalsiyum alması da) gereklidir. (Vitamin hapını yutturmanın en güzel yöntemi hapı iki kaşık arasında toz yaptıktan sonra mayonezle karıştırıp mayonezi dişlerine ya da bıyıklarına sürmektir.)
Yine iştah kaybı ile mücadele etmenin bir yolu da ara ara ona taze ve yaş yiyecekler vermektir. Örneğin kılçıklarından arındırılmış lop balık eti onun iştahını kamçılayacaktır.
Kedinizin uyması gereken sıkı bir diyet de söz konusu olabilir. Yaşlılık sebebi ile böbrek yetmezliği, hormonal problemler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kanser veya diş eti hastalıkları söz konusu olabilir. Bu durumda veteriner hekiminiz ile kararlaştıracağınız diyet programının dışına çıkmanız pek olası değildir.
Yine beslenme sistemini etkileyen bir diğer husus da yaşlı kedilerin yalayarak tüylerini temizlemekte zorlanmalarıdır. Bildiğiniz gibi kediler dilleri ile temizlerken yuttukları tüy topaklarını kusma yolu ile çıkarırlar. Bu yaşlı kedilerde daha zor olabilir. O sebeple yaşlı kedileri sıkça tarayarak tüy temizliğine yardımcı olmanız, sindirim sistemi açısından da faydalı olacaktır.
Sıcak ve soğuk duyarlılıkları arttığı için verdiğiniz yiyeceklerin ısısı oda sıcaklığında olmalıdır. Suyunu da günü birlik değiştirmeye özen göstermelisiniz.
Marie Ebner Eschenbach'ın deyişi ile noktalayalım :
"Gençken öğreniriz, yaşlandığımızda anlarız."